Languages

Köprüleri Yıkmak: Türkiye'nin Yaratıcı Avrupa Programı'ndan [Creative Europe] Çekilmesi Üzerine

Jean-Jacques Grandville, Başka Bir Dünya'dan illüstrasyon, Paris: H. Fournier, 1844. Tüm hakları saklıdır.

İstanbul, yalnızca dev bir metropol ve tarihî bir şehir değil; aynı zamanda, kıtaların buluşma noktası. Boğaz'ı geçmek, sembolik olarak farklılıkları birbirine bağlamak ve tahayyül edilen bir kolektiften diğerine geçmek anlamına geliyor. Maddi ifadesini köprülerde bulan bu konum, tüm ülkenin karakterini de niteliyor. Kültürleri birbirine bağlayan bir ülke olarak Türkiye, birleştirici ve bir o kadar da ayırıcı bir güce sahip. Türkiye hükümeti, yakın zamanda bu tarihî boğaza bir köprü daha inşa etmiş olsa da, simgesel anlamda, buradan daha az sanatçı, entelektüel ve fikrin geçmesiyle sonuçlanacak bir karara da imza atmış bulunuyor. Birkaç gün önce Türkiye, tek taraflı ve gerekçelendirilmeyen bir kararla sanat üretimi ve bu alanda karşılıklı paylaşım için fon sağlayan Avrupa Birliği (AB) Yaratıcı Avrupa Programı'ndan [Creative Europe] çekildi. Bu, ülkede yaşanan değişimler ışığında önemsiz bir karar olarak görülebilir; ne var ki, hâlihazırda kasvetli durumun daha da derinleştiğini gösteriyor. Olağanüstü Hâl'in getirdiği katı uygulamalar, ne ülke sınırları içinde ne de Türkiye ile dünyanın geri kalanı arasında yapıcı bir kültürel diyaloğu mümkün kılıyor.

Birçok kriz hâlinde yaşandığı üzere, yine ilk kurban nüans oldu. Bu açıklamayla genel iddialarda bulunma veya konuyu basitleştirme niyetinde değiliz. Amacımız, ülkedeki mevcut zorluklara dair yargılayıcı bir değerlendirme yapmadan, Yaratıcı Avrupa Programı'na katılımın durdurulmasının sonuçlarına ilişkin farkındalık yaratmak. Bu karar, Türkiye ile AB arasında var olmaya devam eden kırılgan nitelikteki kültür değişimine muazzam bir zarar verecek. Kültür kurumları arasında diyalog olmayınca, bölgede önemli bir yumuşak güç kaynağı kaybedilecek. Hâlbuki günümüzde, farklılıkları barışçıl bir üslupla müzakere edebilmek, tarih ve kültüre dair çeşitli anlayışları kavrayıp kucaklamak, ortak yönlerimizi keşfederek tahammülsüzlük ve ayrımcılığı azaltmak için en çok bu yumuşak güce ihtiyaç duyuyoruz. Gitgide azalan karşılıklı saygının birbirimize sırtımızı dönerek ve sadece gazete manşetleri aracılığıyla birbirimize bağırarak inşa edilmesi mümkün değil. Gerçek tartışmalar, deneyim paylaşımı, ortak geçmişler üzerine düşünebilme veya olası gelecekler hakkında fikir geliştirme gibi, tüm toplumlar ve dünyayla ilişkileri bakımından büyük önem taşıyan alışverişler, kültür kurumları kalıcı ve sürdürülebilir iş birlikleri yapamadığında tıkanmaya mahkûm.

Ortak umudumuz, Türkiye ve komşu ülkelerde çatışmaların sona ermesi ve barışın kazanması olmalı. Uzun ve zor olmakla birlikte, yaraları sarma süreci artık başlamalı. Türkiye ve AB arasındaki kültür ilişkilerini kesmek, bu umudu gerçekleştirmeye yönelik bir adım değil. Bu yüzden gerek Türkiye gerek AB'deki siyasi liderlerlere, kültürel diyalog yollarını açık tutacak bir yol belirleme çağrısında bulunuyoruz. Lütfen köprüleri yıkmayın. Aramızda fikirlerin akmasını sağlayan geçidi açık tutun. Türkiye ve Avrupa'nın tarihleri yüzyıllardır iç içe örüldü. Farklılıklarımız ya da inançlarımız ne olursa olsun, tarih ve coğrafya siyasi iradeyle esnemeyecektir. En azından birbirimize bakmaya ve daha iyi bir gelecek için toplumlarımızın hayal, umut ve rüyalarını paylaşmaya devam edelim.

Posted 30 Sep 2016
comments powered by Disqus